

DTA ÇALIŞMALARI
TOPLUMSAL GELİŞİMİN TÜRK MODELİ
Ord.Prof.Dr. Ermentay SULTANMURAT
DTA Genel Başkanı
11. TÜDEV KURULTAYI
17-19 Kasım 2007. Bakü-AZERBAYCAN
1. Türk Birliğinin Esas Prensipleri
Küreselleşme döneminde Türk Devletleri sadece “Türk Birliği”ni sağladığı takdirde bugünün ve yarının tüm isteklerine cevap verebilir.
Böylece biz elden alınan birliği tekrar sağlayabilir, tekrar Türk uygarlığını canlandırabilir ve Türklüğümüze yakışan refahlı hayatı sağlayabiliriz.
Bizim birliğimiz yapı, amaç ve faaliyeti bakımından daha önceleri kurulmuş birliklere benzemeyecektir.
Bunun için çağdaş dünya realitelerini dikkate alarak halkımıza ve devlet yetkililerine toplumsal gelişimin Türk modelini hazırlamamız ve sunmamız gerekmektedir.
Böyle bir girişimlerin ve çalışmaların biri olarak Dünya Türkleri Asamblesinin hazırlamış olduğu toplumsal gelişimin Türk modelini dikkatlerinize sunuyoruz.
Bizce Türk Birliği Türk Devletleri yetkilileri inisiyatifiyle başlamalıdır.
Gelecekte böyle kurulmuş olan kurumları devletler kendileriyle birlikte birliğe üye olan devletleri toplumsal gelişimin Türk modeline yönlendirmelidir.
Bu konsepte göre Türk Birliği amaca ulaşabilmesi için yapısal olarak bir bütünlüğü sağlamalı ve çalışmalarında etkin olmalıdır. Bunun için de bu birlik aynı dünyagörüşü platformüne, aynı dile, ekonomik ve politik gelişimin aynı modeline sahip olmalıdır.
Ortak Türk çıkarı esasında şekillendirerek biz şu amaçları gerçekleştirmeliyiz:
1.Birliğe üye ve sayı açısından az ya da çok olan tüm halk ve topluluklar arasında eşitliği sağlamak;
2.Çin üretimcileriyle ekonomik rekabete dayanıklı olmak;
İlk madde gerçekleştirilmediği takdirde birlik içerik bakımından bütünlük sağlanmayan, iç çatışmaları ve dengesizliği olan bir kurum haline gelecektir. Zira, Türk halk ve toplulukları bugün “büyük ağabeyin” olamasını istememektedir. İkinci maddenin sağlanmadığı takdirde ise daha ileride milli kaosa ulaştıran ekonomik çöküşe yol açacaktır.
Geçtiğimiz günlerde düzenlediğimiz Dünya Türkleri Asamblesinde Türk Dünyası idealojisinin temel önkoşulu olarak ve Türk maneviyatının canlanması amacıyla Ortak Türk dilinin oluşturulması ve kullanılmasına dair karar verilmiştir.
Zikrettiğimiz bu iki esas meselenin çözümü ise Türk uygarlığını sağlamada ve Türk Birliğinin temel esasını oluşturmada önemli etkendir. Yani, şu an Türk Birliği oluşumu için pratik uygulama şu an başlamıştır durumdadır. Dünya Türkleri Asamblesi Ana Türkçe’yi ve manevi değerleri canlandırma faaliyetlerinde tüm Türk toplulukların görüş ve düşüncelerini esasa almaktadır. Ve biz bu konuya ilgi duyan herkesi ortak çalışmalara ve işbirliğine davet etmekteyiz. Bu merkezlerin başkanları bugünkü kurultaya iştirak etmekte ve şu an komisyon çalışmalarına katılmaktadırlar.
Bugünkü benim görevim ise toplumsal gelişimede Türk modelindeki ekonomik kenseptleri size aktarmak ve paylaşmaktır.
2. Ekonomideki Türk Modeli
Bugün Türk Devletleri önemli ekonomik gelişmeleri kaydetmektedir. Özellikle de hammedelerin ihracatında. Kazakistan örneğinde olduğu gibi hammade yataklarını kullanarak bu devletler ekonomik gelişimin esasını oluşturmaya çalışmaktadır.
Tarihi şartlar biz Türkleri Avrupa uygarlığı etki alanında bulundurmaktadır. Dolayısıyla şu an ekonomide en önemli rolleri dış görünüşünün çeşitlilik arzetmesine rağmen kapitalizmin klasik modeline göre yapılanmıs muesseseler üstlenmektedirler.
Bu müesseselerde işveren sahibi daha çok kar elde etmek isterken, çalışan ise emeği için daha çok miktarda maaş talep etmektedir, konratlı çalışan ise tüm metodları deneyerek daha da çok gelir sağlamak çabasındadır. Bu ise kendi aralarında güvensizlik yaratmakta ve üretimin istenilen derecede olmasını engellemektedir.
Kaynakların değerlendirilememesiyle birlikte eski teknoloji ve iş gücünün düşük kalitesiyle dünya standartlarına zor katılabilmekte ve olması gereken noktaya ulaşamamaktadır. Sermeyenin gereğinden fazla harcanmasını maaş gelirini azaltmaya zorlamaktadır. Bu ise esas çoğunluğun hayat standartının düşük olmasına itelemketdir. Yani üçüncü dünya şartları ve standartını kabul ettirmektedir.
Bu müesseseler şu an zor şartlarda hayatta kalmaya çalışırken, gelecekte sermayenin serbet dolaşımında toplu halde iflasa uğrarlar.
Ya da üretimi bırakıp Çin’den gelen ucuz ithalata baş vurur. Şu an ekonomi şartlarında bu genel bir olgu haline gelmiştir. Tabi bu ithalatı yapabilmek için de belli bir dercede sermaye gerektirir. Eğer üretime yönelik iş yerleri azalırsa bu sermayenin kaynağı nereden ve nasıl sağlanacaktır? İyi ki şu an hiç olmazsa hamm made kaynaklarımız mevcuttur.
Bütün bunlar ise Türk Milletinin tarih sahnesinden silinmesine yol açacalktır.
Bu durumdan tek kurtuluş yolu pazar ekonomisinin çiftfaktörlü modelidir. Bu ise müesselerin en etkin faaliyeti halene gelmiş ve bu yönetim modeli dünyada yüze yakın devletler tarafından uygulanmaktadır. Çin de şu an gelişmelerine bu metoda borçludur.
Bunun en önemli özelliği ise iş sahibi ve işçinin tek kişi olmasındadır. Yani yukarıda zikrettiğimiz işverenin de çalışanın da istekleri tek kişide birleşmekte ve ekonomik yükselişle bireyin isteklerini karşılayabilmektedir. Bu iki faktörün birlşemesi esasında kurulan ekonomiye çift faktörlü pazar ekonomisi modeli denmektedir.
Böylece ekonominin çiftfaktörlü modeli tüm kaynakların değerlendirilmesi sonucunda rekabete dayanıklı üretim ile hizmeti sağlayabilir ve kendi varlığımızı koruyabilmemize imkan temin edebilir.
Uygulamada bu modeli A.Ş.,
LTD gibi kurumlar kullanabilir.
Vaktiyle bu metodu kullanarak biz önemli sonuçlara imza attık. Dünya tecrübesini dikkate alarak biz Kazakistan’a uygulamak için bu modeli ve programı geliştirdik ve gereken onaya da aldık. Yukarıda bahsettiklerimiz doğrultusunda Türk Birliğine sunacağımız bir konsepti hazırlamış bulunuyoruz.
Y.Sultanmurat, Dr.A.Çay - ex Minister Turkey, şaır I.Ivanov (Çuvaşstan).
Bizce, Türk coğrafyasında rekabete dayanaıklı başka bir Pazar ekonomisi modeli bulunmamaktadır. Aynı zamanda biz başka da üretim ocaklarının oluşması ve gelişmesini desteklemekteyiz.
Bugünkü hammade sektöründeki rahatlığı Türk Birliği ekonomisini rekabete dayanıklı hale getirmesine vesile olacak geçici bir dönem olarak değerlendirmeliyiz ve Türk’e özgü çiftfaktörlü pazar ekonomsi modeli uygulanmalıdır.
Ekonominin bu modeliyle çalışan müesselerin çoğaldığında Türk Demokratisi hayata geçecektir. Ama bunun hakkında gelecek sefer konuşacağız.